
Elara, yaprakları dökülmüş ağaçların altında, eski bir bankta oturuyordu. Gözlerinden süzülen yaşlar, soğuktan çatlamış ellerini ısıtmaya yetmiyordu. Annesi ve babası çoktan yıldızlara karışmış, geride sadece acı bir boşluk bırakmışlardı. Etrafındaki insanlar, onun bu haline aldırmadan, acımasızca laflar sokuyorlardı. "Öksüz," diye fısıldıyorlardı arkasından, "zavallı, kimsesiz..."
Elara'nın kalbi, bu sözlerle daha da sıkışıyordu. Neden bu kadar kötüydüler? Neden kimse onu anlamıyordu? Gözlerini kapattı ve kendini hayal dünyasının kollarına bıraktı.




