
Hazal ve Zehra, güneşli bir öğleden sonra bahçede oyun oynuyorlardı. Kahkahaları çiçeklerin arasında yankılanırken, aniden garip bir fısıltı duydular. Fısıltı, daha önce hiç duymadıkları kadar kötü bir söz içeriyordu.
Hazal ve Zehra, oyun oynarken duydukları kötü bir sözün kaynağını araştırırken sihirli bir maceraya atılırlar. Bu yolculukta arkadaşlığın ve affetmenin gücünü keşfederler.

Hazal ve Zehra, güneşli bir öğleden sonra bahçede oyun oynuyorlardı. Kahkahaları çiçeklerin arasında yankılanırken, aniden garip bir fısıltı duydular. Fısıltı, daha önce hiç duymadıkları kadar kötü bir söz içeriyordu.

“Bu da neydi?” diye sordu Hazal, kaşlarını çatarak. Zehra, “Hiç hoş değildi,” diye yanıtladı. Merakları galip geldi ve fısıltının kaynağını bulmaya karar verdiler. İzleri onları bahçenin en uzak köşesine, yaşlı bir söğüt ağacının yanına götürdü.
Söğüt ağacının altında, parıldayan küçük bir taş buldular. Taşı eline alan Zehra, birden kendini farklı bir yerde buldu. Etrafına baktığında, okul koridorunda, öğretmenine kızgın bir şekilde bağıran bir çocuğu gördü. Çocuğun yüzü öfkeyle kızarmıştı ve sözleri havada yankılanıyordu.

Meraklı, cesur, arkadaş canlısı
Parlak yeşil gözlü, dalgalı kahverengi saçlı, renkli elbiseli neşeli bir kız.Anlayışlı, sabırlı, yardımsever
Işıltılı mavi gözlü, düz sarı saçlı, şirin tulumlu nazik bir kız.