
Çok uzak diyarlarda, yemyeşil ormanların kalbinde, gözlerden uzak bir şato yükselirdi. Bu şato, güzelliği dillere destan Prenses Leyla'nın eviydi. Leyla, kalbi sevgi dolu, aklı parlak bir genç kızdı. Ancak, kaderin cilvesiyle, doğumunda kötü kalpli bir büyücü tarafından lanetlenmişti. Büyücü, Leyla on ikinci yaş gününe bastığında sonsuza dek saklı bir şatoya hapsedileceğini ve sadece gerçek aşkın onu kurtarabileceğini söylemişti.






