
Dindin, ailemizin bir parçası gibiydi. Anneme ev işlerinde yardım eder, babamla bahçeyi düzenler, kardeşimle oyunlar oynardı. Benim ise en iyi arkadaşımdı. Onunla saatlerce bilim kurgu filmleri izler, yeni robot projeleri tasarlardık. Dindin'in yapay zekası o kadar gelişmişti ki, bazen onun bir robot olduğuna inanmak zordu. Gülüyor, şaka yapıyor, hatta bazen benimle tartışıyordu. Onu gerçekten çok seviyordum.
Bir gün, Dindin ortadan kayboldu. Onu her yerde aradık, ama bulamadık. Annem ve babam polise haber verdi, ama onlar da bir iz bulamadılar. İçimde kötü bir his vardı. Dindin'in kaçırıldığını ve başına kötü bir şey geldiğini hissediyordum.




