
Efe, rengarenk düşlerle dolu bir dünyaya sahipti. Bu dünyada ağaçlar şekerden, nehirler gazozdan akardı. Bulutlar pamuk şeker gibiydi ve her yerde konuşan hayvanlar vardı. Efe, bu dünyayı o kadar çok seviyordu ki, herkesle paylaşmak istiyordu.
Efe, hayal dünyasını insanlara anlatmaya çalışan ancak kimsenin onu dinlemediği bir çocuktur. Yalnızlığı ve anlaşılmama duygusuyla baş etmeyi öğrenir.

Efe, rengarenk düşlerle dolu bir dünyaya sahipti. Bu dünyada ağaçlar şekerden, nehirler gazozdan akardı. Bulutlar pamuk şeker gibiydi ve her yerde konuşan hayvanlar vardı. Efe, bu dünyayı o kadar çok seviyordu ki, herkesle paylaşmak istiyordu.

Bir gün okulda, arkadaşlarına hayal dünyasını anlatmaya başladı. "Düşünsenize," dedi Efe heyecanla, "Gökyüzünde uçan pizzalar var! Ve her sabah güneş yerine dev bir limon beliriyor!" Arkadaşları ona tuhaf tuhaf baktılar. Kimse Efe'nin anlattıklarına inanmıyordu. Hatta bazıları onunla dalga geçiyordu.
Efe çok üzülmüştü. Kimse onun hayallerini anlamıyor, dinlemek bile istemiyordu. Kendini çok yalnız hissediyordu. Eve döndüğünde odasına kapandı ve yatağına uzandı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. "Neden kimse benim gibi düşünmüyor?" diye sordu kendi kendine.

O gece, Efe rüyasında hayal dünyasına geri döndü. Ama bu sefer her şey farklıydı. Ağaçlar solmuş, nehirler kurumuştu. Konuşan hayvanlar susmuştu. Efe, bir anda ne olduğunu anlamadı. Tam o sırada, küçük bir sincap yanına geldi. "Hayallerini kimseyle paylaşmayınca, dünyamız da solmaya başladı," dedi sincap üzgün bir sesle.


Efe uyandığında, bir karar vermişti. Hayallerini paylaşmaktan vazgeçmeyecekti. Belki herkes onu anlamayacaktı ama önemli olan kendi hayallerine sahip çıkmaktı. Ertesi gün okulda, hayallerini anlatmaya devam etti. Bu sefer, onu dinleyen birkaç arkadaşı oldu. Onlar da Efe gibi hayalperest ve yaratıcıydı. Birlikte yeni dünyalar keşfettiler ve hayallerini büyüttüler.
Hayalperest, yaratıcı, hassas
Kahverengi saçlı, meraklı gözlü, renkli giysiler giyen bir çocuk